Editörden…

Devrimci Politika, emperyal kapitalizmin dünya çapında derin bir krizle karşı karşıya olduğu, emperyalist hiyerarşide oluşan hegemonya boşluğunun devrimci fırsatları derinleştirdiği bir dönemde okuyucusuna yeniden merhaba diyor. Emperyalizm dosyasıyla tamamladığımız bu sayı; içinde olduğumuz dönemin tarihsel ve güncel analizleriyle birlikte önümüze çıkan devrimci görevleri ele almayı hedefliyor.

Bu sayımız Lenin’in emperyalizm teorisi ışığında güncelin siyasal analizini devrimci bir yorumlayışla ele alarak emperyalist bunalımın ulaştığı yeni dünya savaşı olgusuna ilişkin tartışmaları gündeme taşıyor. Günümüze damgasını vuran emperyal gerilimlerin, emperyalist savaş politikalarının ve uygulanan taktik yönelimlerin incelendiği bir tartışma yürütüyoruz. Emperyalizme karşı konumlanış; güncelin yorumlanmasını ve işçi sınıfının önderliğinde kitleleri devrimci savaşıma seferber edecek stratejinin hayata geçirilmesiyle mümkündür. Bu doğrultuda pusulamız; Leninizm ve Marksizmdir.

Emperyalizmin tarifiyle sınırlandırmadığımız bu sayıda güncel tartışmalarda kendini gösteren pasifizme ve kendi egemenleriyle barışık yavan emperyalist analizciliğe savaş açıyoruz! Bu savaşı sürdürmekte ısrarcıyız. Israrcıyız çünkü emperyalizme karşı enternasyonalist sınıf savaşımı yasası, güncel karşılığını bulabilsin.
Bugün açısından dünyanın farklı noktalarında sürmekte olan her çelişki emperyalizmin bunalımıyla doğrudan bağlantılıdır. Emperyalizmin gerçeğinden kopuk yapılan her değerlendirme parçanın bütünden koparılmasıdır. Buna karşı geliştirilecek politik tavır, devrimci savaşımda öncüleşmenin yolunu açan ana etmendir. Emperyalizme karşı mücadelede kitlelerin; işçilerin, ezilenlerin ve hakların güncel talepleri ve arayışlarının devrimci öncülük marifetiyle devrim mücadelesinde birleştirme perspektifiyle hayata geçebilir.

Bugünlerde, emperyalizmden çıkışın “kendiliğinden” olacağına dair bolca lafların edildiği, devrimci enternasyonalizme dair arayışın liberalizmin ürünü kümelerce iğdiş edilmeye çalışıldığı bir süreç yaşıyoruz. Marksist Leninizme ve devrimci arayışlara sırtını dönmüş reformist akımların hiçbir maddi temele dayanmayan emperyal bölüşümün kendince sona ereceğine dair yanılsamalarına karşın devrimci zorlamanın teori ve pratiğine işaret ediyoruz.

Marksizme ve Leninizme karşı başlatılan liberal taaruza, değme reformistlerce ruhu diri tutulan yeni terminolojilerle süslendirilmiş Kautskyciliğe ve tüm sapmalara; sınıf çelişkilerini silikleştirenlere, tarihin sonunu ilan edenlere, emperyal kapitalizmin kendi gelişim seyri neticesinde sosyalizme evrileceğini iddia edenlere karşı Devrimci Politika ideolojik savaşımın sürdürücüsüdür. Bu ideolojik savaşım sistemden kopuş ve insanlığın kurtuluşunun işçi sınıfını iktidara taşıyacak olan ve partisinin pratiğiyle şekillenecek öncülük hattına içkindir.

Leninist devrim göstermiştir ki; lafazanlar değil yalnızca işçi sınıfının ve uluslararası proleteryanın çıkarlarının esas alındığı bir öncülük, kesintisiz ideolojik ve pratik savaşıyla bu kavgada muzaffer olmaya muktedirdir. Emperyalist çelişkiler bölgemizde devrimin fay hatlarını oluşturmaktadır. Tarih, geçtiğimiz yüzyıl gibi bu yüzyıl da bizleri proleter devrimlere çağırmaktadır. Tarihin bu çağrısına Türkiye devrimiyle karşılık vereceğiz.

İddialıyız!

“Militan eylemin, militan teorisini” kararlılıkla sürdüreceğiz. Marks’ın Kapital’de belirttiği gibi bu savaşın sonunda “mülksüzleştirenler, mülksüzleştirilecektir.”